Subscribe to FDD

A Call to the Chief Rabbi

A translation of an open-letter by Turkish journalist Faruk Kose to the Chief Rabbi of Turkey

Merve Tahiroglu
18th July 2014 - FDD Translation from The Turkish Daily

TRANSLATION

When these Jews, who cause strife and mischief every place they go, were banished from Spain, Ottomans opened their arms to them. They brought them in, settled them in the country’s most beautiful places, gave them the opportunity to do trade, took their taxes and never imposed anything else. The Jews who escaped death in Spain became prosperous in our country, where they have lived for five centuries. They have ascended to the highest positions in business life, in commerce and wealth management. In the same way, those who escaped Hitler’s genocide have also taken refuge with us.

These are not the problem. As a Muslim I believe that it is not in line with Islam’s justice to think that a person, just because they are a Jew, should “die” or “be exterminated.” I mean, if they were, I would not be upset, but I also would not argue that they should be treated this way simply because they are Jewish. Because no one deserves to be regarded as guilty and be punished for their thoughts and beliefs.

But if you come out with your “Jewish” identity and start massacring my Muslim brothers, start siding with this “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, which implicates a complete genocide on my religious-brothers in Palestine, from babies to children, and start siding with this crime against humanity, you will be guilty of the same thing. And at that point, I will have earned the right to ask for the “an eye for an eye” approach towards you.

In fact, while you do all sorts of commercial activity in my country, adding wealth to your wealth, if you, even though you are the citizen of my country, get up and go to the “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, and join its army, and become a member of this “herd of murderers” who kill my Palestinian brothers, then I will bring up the question, “is it legitimate to kill a Zionist?”

This subject is very important. As you know, the “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, has declared war to Hamas in appearance, and to all Palestinian Muslims in reality, and called on its citizens in reservist status who reside in several countries to join the war against Palestine. In this regard, there have been news stories that Istanbul-Tel Aviv flights have surged. It has been alleged that dual citizens of Turkey and Israel, who reside in Turkey, have complied with this call - and this even includes those who took part in the attacks against the Mavi Marmara flotilla.

Meanwhile, the “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, has stepped up its genocide in Palestine. It called on the entire population of Northern Gaza (100 thousand people) to empty their homes. An Israeli deputy who wants even more Muslim blood to be shed, even suggested killing Palestinian women and their unborn babies. These are not words that were simply spoken out of a moment of rage. As the Palestinians are being massacred, the Jews who gathered have cheered and applauded every time a bomb was fired. An Israeli minister said, “It is not a sin to kill Arabs.” The “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, continues to turn Gaza into hell with its genocide. So of course one feels like saying, “God bless that Hitler!”

Now, I ask our prosecutors: What are you doing to monitor those who leave our country to go to the “Zionist/Jewish terror base” that is Israel, and join the movement of genocide against our Palestinian brothers? What sort of judicial process will follow for these people?

It should be the duty of the officials to explain this to our public.

There is no way we can accept this “genocide movement” of the “Zionist/Jewish terror base” that is Israel. No reason can justify this. For this reason, those Jews who still have a conscience - if there are any left – should reject Israel’s massacre in Gaza.

At this point, I call on the chief Rabbi Rav Isak Haleva, the leader of the Sephardic and Ashkenazi Jews who live within the borders of the Republic of Turkey:

You must quickly, without any delay, with a very clear expression, make a statement in the name of the Jews living in Turkey. In this statement you must say that you “don’t find it right,” that “it isn’t humane,” that you “have no sentimental connection to Israel’s operation,” that you “don’t condone,” that you condemn Israel’s genocide in Gaza, the massacre, the operation; the killings of children and the bombing of mosques, hospitals, schools and civil population centers.

It is a necessity that you do this for having lived in this country for over five centuries in security. As you would appreciate, in terms of the continuation of this “living in security,” it’s highly important that this country’s Muslim population not be caught in a “social rage” and develop “anti-Semitic feelings” due to the trauma that the Israeli massacres will cause them. Because in social rage, there is no justice, there is no reason, there is no conscience. And social rage has no breaks; where it will go and where it will stop is unknown.

For this reason, a statement that you will make on behalf of the Jewish community in our country, in which you will reject the Israeli operations, will be an important step to prevent an potential enmity between the Muslims and Jews who have lived here in peace for five centuries.
I am concerned that a social rage that is being built against the Jews, will eventually result in the same consequences that the September 6-7 events in 1955 against our Greek citizens had.

ORIGINAL

Her gittikleri yerde fitne-fesat çıkaran yahudiler İspanya’dan kovulduklarında, Osmanlı onlara kucak açmış. Getirmiş, ülkemizin en güzel yerlerine yerleştirmiş. Ticaret yapmalarına imkân ve izin vermiş. Vergisini almış (mı bilmiyorum), başka bir şeye karışmamış. İspanya’da ölümden kaçan yahudiler, 5 asırdır güven içinde yaşadıkları ülkemizde zenginleşmişler. İş hayatında, ticarette, sermaye patronluğunda çok önemli ve ciddi bir konuma sahip olmuşlar. Aynı şekilde, Hitler’in soykırımından kaçan kimi yahudiler de bize sığınmışlar.

Bunlar sorun değil. Bir müslüman olarak inanıyorum ki, bir insan sırf “yahudi” diye “ölsün, yok olsun” devinimi içinde olmak “İslam’ın adaleti”ne uygun değil. Hani yok olurlarsa da üzülmem, ama sırf “yahudi” diye böyle bir muamele görmelerine taraftar olmam. Çünkü hiç kimse, sırf “inanç ve düşünce”lerinden dolayı suçlu sayılıp cezalandırılmayı haketmez.

Ancak sen, “yahudi” kimliğinle çıkıp, benim müslüman kardeşlerimi katletmeye başlarsan, “Siyonist/Yahudi Terör Üssü” olan İsrail’in, Filistinli din kardeşlerimi bebeklerine, çocuklarına varıncaya kadar, tam bir soykırıma tâbî tutmasına, böyle bir “insanlık suçu”na taraftar olursan, aynı suçu işlemiş sayılırsın. İşte o zaman, ben de sana “kısas” uygulanmasını isteme hakkını elde ederim.

Hatta sen, benim ülkemde her türlü ticari faaliyetlerini yapıp parana para katarken, ülkemin vatandaşı olduğun halde, kalkıp “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”e giderek ordusuna katılır, Filistinli kardeşlerimi öldüren bu “katiller sürüsü”nün bir elemanı olursan, işte o zaman ben de, “Siyonist öldürmek caiz mi?” sualini gündeme getiririm.

Bu konu çok önemli. Zira biliyorsunuz “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”, görünürde HAMAS’a, aslında tüm Filistin müslümanlarına savaş ilan ederek, çeşitli ülkelerde ikamet eden yedek asker statüsündeki vatandaşlarını, Filistin’e karşı savaşa katılmaları için çağırdı. İşte bu kapsamda, İstanbul-Tel Aviv seferlerinde patlama yaşandığına dair haberler çıkmaya başladı. Türkiye’de yaşayıp, hem İsrail, hem de Türkiye vatandaşı olanların bu çağrıya uyduğu, hatta bunların içinde Mavi Marmara saldırısına katılanların da bulunduğu iddia edildi.

Bu arada “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”, Filistin’de soykırımın dozunu artırdı. Öyle ki, Gazze’nin kuzeyindeki Filistin halkının tamamına (100 bin kişi), evlerini boşaltmaları uyarısı yaptı. Daha çok müslüman kanı dökülmesini isteyen bir İsrail milletvekili, Filistinli kadınları ve daha doğmamış bebekleri bile öldürmeyi önerdi. Bunlar sadece fevri/ferdi söylemlerden ibaret değil. Nitekim Filistinliler katledilirken, toplanan yahudiler her bomba atıldığında alkış tutarak tezahürat yaptı. İsrail Hükümetinden bir bakan, “Arap öldürmek yanlış değil” dedi. “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”, Gazze’yi cehenneme çevirerek soykırıma devam ediyor. Haliyle insanın, “Allah Hitler’den razı olsun!” diyesi geliyor!

Şimdi, “bizim savcılar”a soruyorum: Ülkemizden kalkıp “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”e giderek Filistinli kardeşlerimize karşı soykırım harekatına katılanların tesbiti için neler yapılıyor? Bunlar hakkında nasıl bir hukuki muamele yapılacak?

Yetkililerin, bunları kamuoyuna açıklaması boyunlarının borcu olsa gerektir.

“Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”in bu “soykırım harekatı”nın kabul edilebilir hiçbir yanı yok; hiçbir gerekçe bunu meşru gösteremez. Bu yüzden, İsrail’in “Gazze katliamı”nı, -eğer kaldıysa- “vicdan sahibi yahudiler”in de reddetmesi lazımdır.

Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Sefarad ve Aşkenaz Yahudilerinin dini önderi olan Hahambaşı Rav İsak Haleva’ya çağrıda bulunuyorum:

Hemen, hiç geciktirmeden, açık ve net ifadelerle, Türkiye’de yaşayan yahudiler adına bir açıklama yapmalısınız. Bu açıklamada, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı, katliamı, operasyonu; çocukların öldürülmesini; camilerin, hastanelerin, okulların, sivil yerleşim yerlerinin bombalanmasını “doğru bulmadığınız”ı, “bunun insani olmadığı”nı, “İsrail’in operasyonuyla duygusal bir bağınızın bulunmadığı”nı, “tasvip etmediğiniz”i, kınadığınızı açıklayın.

Bunu yapmanız, bu ülkede 5 asırdan fazla bir süredir güven içinde yaşamış olmanızın da bir gereğidir. Takdir edersiniz ki bu “güven içinde yaşayış”ın devamı bakımından, İsrail’in katliamlarının oluşturacağı travma ile bu ülkenin müslüman halkının, “antisemitik duygular”a kapılmaması ve yahudi cemaatine karşı “toplumsal öfke” duymaması çok önemlidir. Zira toplumsal öfkede adalet yoktur. Toplumsal öfkenin aklı yoktur. Toplumsal öfkenin vicdanı yoktur. Toplumsal öfkenin freni de yoktur; nereye kadar varacağı, nerede duracağı bilinmez.

Bu yüzden, İsrail’in operasyonlarını kabul etmediğinize dair ülkemizde yaşayan yahudi cemaati adına yapacağınız açıklama, 5 asırdır barış içinde yaşayan müslümanlarla yahudiler arasındaki “muhtemel” düşmanlığı önleyecek önemli bir etken/adım olacaktır.

Yahudilere karşı birikecek ve taşacak “toplumsal öfke”nin, 6-7 Eylül 1955’te Rum vatandaşlara karşı girişilen “akıl tutulması”na benzer bir sonuca varmasından endişe ediyorum.

Merve Tahiroglu is a research associate at Foundation for Defense of Democracies focusing on Turkey. Find her on Twitter @MerveTahiroglu

Tags

israel, palestinian-politics, turkey